TÜRKIYE

Actualité en Turquie
 
AccueilCalendrierGalerieFAQRechercherS'enregistrerMembresGroupesConnexion

Partagez | 
 

 Nevsehir 50

Aller en bas 
AuteurMessage
YELIZ
Admin
avatar

Nombre de messages : 269
Date d'inscription : 07/03/2007

MessageSujet: Nevsehir 50   Dim 17 Juin - 8:27


Nevşehir

Nevşehir yalnız Türkiye’nin değil dünyânın sayılı turizm merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sâhiptir. Peri bacaları ve kayalara oyulmuş kiliseler, yeraltı şehirleri Hacı Bektaş-ı Velî Dergâhı ve birçok târihî eser yabancı ve yerli turistin gezdiği yerlerdir. Bazıları şunlardır:

Nevşehir Kalesi: On ikinci asırda Selçuklular tarafından yapılan kaleyi Dâmâd İbrâhim Paşa tamîr ettirmiştir. İl merkezinin güneybatısında yüksek bir tepe üzerindedir. Yontma taştan yapılan kale iki kapılıdır.

Dâmâd İbrâhim Paşa Külliyesi: On sekizinci asırda Sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa tarafından yaptırılan külliye; câmi, medrese, kütüphâne, sıbyan mektebi imâret ve hamamdan meydana gelmiştir. Câminin kubbesi kurşun olduğu için Kurşunlu Câmii olarak da bilinir. Câminin mihrabı mermer işçiliğinin çok güzel örneklerindendir. Minberi çok güzeldir. Müezzin mahfilinin altı, altın yaldızla işlemelidir. Medrese 1961’de Vakıflar Genel Müdürlüğünce tâmir ettirilerek Kütüphâne olarak halka açılmıştır. İmâret kısmı 1949’da müzeye çevrilmiştir. Sibyan mektebinde minyatür, arkeolojik ve etnografik eserler sergilenir. Kütüphâne kısmında çok kıymetli 40.300 eser bulunmaktadır. El yazması olan eserler çok değerlidir.

Kara Câmii: Sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa tarafından 1715’te yaptırılmıştır. Kesme taştan sâde bir yapıdır. Minâresi 19. asırda yaptırılmış olup tek şerefelidir.

Alâaddîn Câmii: Avanos ilçesinde 13. asırda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tâmir ve eklerle ilk orijinalliğini kaybetmiştir. Minâresi 1950’de ilâve edilmiştir.

Ulu Câmi: Avanos ilçesindedir. Yeraltı Câmii de denir. On sekizinci asır Osmanlı eseridir. Tabanı toprak seviyesinin altındadır. Düz damlıdır.

Karavezir Külliyesi: Gülşehir ilçesinde Karavezir Seyid Mehmed Paşa tarafından 1779’da yaptırılan külliye; câmi, medrese ve çeşmeden meydana gelmektedir. Câmisi Kuşunlu Câmi olarak da bilinir. Medrese 1960’ta tâmir ettirilmiş olup kütüphâne olarak kullanılmaktadır.

Kızılkaya Köyü Câmii: Gülşehir ilçesine bağlı Kızılkaya köyündedir. Kitâbesinden 1293’te yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Görmüş olduğu tâmirlere rağmen orijinalliğini kaybetmemiştir.

Taş Câmii: Gülşehir’in Türk köyündedir. On üçüncü asırda yapıldığı tahmin edilen câmi yıkık vaziyettedir.

Hacı Bektaş Velî Dergâhı ve Külliyesi: On dördüncü asırda Hacı Bektaş-ı Velî tarafından yaptırılmıştır. Külliyede; çilehâne, dergah, türbe, mescit ve çeşmeler yer alır. Mescit Sultan İkinci Mahmûd Han tarafından yaptırılmıştır. Dergah 23 kısımdan ibârettir. Her kısmın özel bir ismi vardır. 1) Köşk, 2) Çatalkapı, 3) Değirmen penceresi, 4) Misâfir köşkleri, 5) Çamaşırhâne, 6) Ekmekevi, 7) Anbar, 8) Meydan bahçesi, 9) Misâfirhâne, 10) Meydan, 11) Kiler, 12) Üçler kapısı, 13) Altılar kapısı, 14) Aşevi, 15) Aşevi meydanı, 16) Kiler bahçesi, 17) Yaz meydanı, 18) Hazret avlusu, 19) Kabristan, 20) Balum Sultan Türbesi, 21) Hasbahçe kapısı, 22) Kırklar meydanı, 23) Hasbahçe. Hacı Bektaş-ı Velî’nin türbesi klâsik Selçuklu kümbetleri plânında olup, duvarları ve tavanı sülüs yazı ve çiçek motifleriyle süslüdür. Külliyede on altı çeşme vardır.

Taşhunpaşa Külliyesi: Ürgüp ilçesinin Damse köyündedir. Karamanoğulları zamânında yapılmış olan külliye câmi, sekizgen kümbet, altıgen kümbet ve medreseden meydana gelmektedir. Câminin kitâbesi yoktur. On dördüncü asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Orjinal minber ve mihrabı Ankara Etnoğrafya Müzesindedir. Medrese, câmiye 3 km uzaklıktadır. Araştırmalar, medresenin daha önceleri saray olarak kullanıldığını ortaya koymuştur.

Sarıhan: Ürgüp-Avanos karayolu üzerinde, Avanos’a 5 km uzaklıktadır. Selçuklular devrinde yapıldığı tahmin edilmektedir. Sultan hanlarının klasik plânındadır.

Beylikhanı: Câmi-i Kebir mahallesindedir. 1726’da Dâmâd İbrâhim Paşa yaptırmıştır. Yapıdan günümüze sâdece hayvanlara âit bölümü ulaşabilmiştir.

Eski eserler: Tabiî güzellikleri yanında târihî eserleri de meşhurdur. Bu bölgede Göreme Kaya Kiliselerinin sayısı 365’dir. Erozyon (aşınma) yolu ile meydana gelen peri bacası denilen kayaların içine oyularak yapılmıştır. On ve on üçüncü asırlar arasında Hıristiyan keşişler ve halk burada yaşamışlardır. Duvarları fresklerle dolu olan Tukalı Kilise ile Elmalı,Karanlık Çarıklı, Yılanlı, Saklı, Thedor ve St. Barbara kiliseleri en meşhurlarıdır.

Göreme ve Ürgüp tabiî hâdiselerle meydana gelen külah şeklinde kayalıklardan (peri bacalarından) ibârettir. 5 bin m2lik bir alandadır.

Erciyas ve Hasan dağlarının volkanik tüflerinin göl sularının dibine kat kat yerleşmesi ve gölün kuruması ile meydana getirdiği yumuşak ve kalkerli toprak örtüsü işlenerek Göreme’deki eserler yapılmıştır. Kapadokya için; “Büyüleyici havası ve sessiz vâdileri, insanın nefesini kesecek güzelliği ve kayalara oyulmuş yeraltı şehirleriyle dünyâda nâdir rastlanan bir yer” denmiştir.

Zelve Harabeleri: Göreme’ye 4 km mesâfededir. Çavuşun Kilisesi: Avanos yakınındadır. Duvarlarında çeşitli figürler vardır. Açıksaray: Erozyon etkisiyle tepelerin oyulması ve kapı biçimli oyuklarla bir sarayı andırır. Balkon kiliseleri: Ortahisar’a 7 km mesafededir. Binlerce güvercinin yaşadığı bir patikadan gidilir.

Yeraltı şehirleri: Derinkuyu ilçesi ile Kaymaklı kasabasında bulunan yeraltında kayalara oyulmuş şehir kalıntıları vardır. Derinkuyu’daki yeraltı şehrinin manastırı, soğuk hava tesisi ve akıl hastânesi kalıntıları meşhurdur.

Üçhisar: İl merkezinin 8 km doğusunda kalesiyle dikkati çeken bir dinlenme ve eğlence merkezidir. 40 m yükseklikteki kale, çevrenin ve Göreme Vâdisinin seyredildiği bir yerdir.

Kaymaklı (Eneği): İl merkezinin 20 km güneyinde yer alan yeraltı şehrinin bulunduğu bir beldedir. Düşman saldırıları sırasında korunmak maksadıyla yapılan sığınaklardır. Karışık dehlizlerle 4 kat aşağıya inilir.

Mesîre yerleri

Nevşehir tabiî güzellikler bakımından da zengindir. Mesire yerleri genelde vâdi tabanlarıyla Kızılırmak kıyılarıdır.

Göreme Vâdisi: İl merkezine 14 km mesâfede, Kızılırmak’a güneyden açılan bir vâdidir. Vâdinin yamaçlarında peri bacaları vardır. Üçhisar bucağından bu vâdiyi seyre doyum olmaz. Buradan peri bacaları, güvercinlikler, kaya kiliseler ve civarının manzarası çok güzel görünür.

Kadirah Deresi: İl merkezine 3 km uzaklıkta tabiî güzelliği fevkalâde olan bir mesire ve dinlenme yeridir. Bölgede Nevşehir Çayının bazalt kayalarını yararak açtığı çok sayıda delik ve çağlayanlar vardır.

Üzengi Deresi: İl merkezine 14 km uzaklıkta güzel bir mesire yeridir. Duvar gibi yükselen vâdi yamaçları, meyve bahçeleri ve mâdensuları ile rağbet edilen bir dinlenme yeridir.

Kazankaya: Gülşehir yakınındadır. Türlü biçim ve renkteki kayaların görünüşü çok güzeldir.

Ballıkaya: İl merkezine 5 km uzaklıkta manzarası ile meşhur bir mesîre yeridir.

Kızılırmak kıyıları: Kızılırmak Vâdisi Gülşehir ve Avanos ilçelerinin topraklarında genişleyerek tabii kumsallar ve ağaçlık dinlenme yerleri ortaya çıkarmıştır. İl merkezine yaklaşık 20 km’dir.

İçmeler ve kaplıcalar

İlde çok sayıda içme ve kaplıca vardır. Bunlardan en meşhuru Kozaklı kaplıcalarıdır.

Kozaklı kaplıcaları: Kozaklı ilçesinin güneyinde dere yatağındadır. Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıca suyu ağrılı hastalıklara ve romatizmaya iyi gelmektedir.

Gümüşkent (Salanda) İçmesi: Gülşehir-Hacıbektaş karayolundan 3 km içeridedir. Tesisi yoktur. Deri hastalıklarına faydalıdır. Yöre halkı tarafından içme olarak faydalanılmaktadır.
Bölgedeki diğer kaplıcalar; Nevşehir İçmesi, Çorak İçmesi, Deliklikaya İçmesi, Kızıltepe Mâdensuyu, Sarıkaya İçmesi, Avanos Ballıca Kaplıcası, Ürgüp Çökek köyü İçmesi ve Ürgüp Üzengiçay İçmesidir. Bu suların içmesi; Karaciğer, barsak, mîde ve safra yolları ile idrar yolu iltihapları ve mesâne taşlarının düşürülmesinde faydalıdır.
Revenir en haut Aller en bas
Voir le profil de l'utilisateur http://www.ermenisorunu.gen.tr
YELIZ
Admin
avatar

Nombre de messages : 269
Date d'inscription : 07/03/2007

MessageSujet: Re: Nevsehir 50   Dim 17 Juin - 8:39

Yeralti şehirlerimiz

YERALTI KENTLERİ
KAYMAKLI Yeraltı Kenti
MAZI Yeraltı Kenti
TATLARİN Yeraltı Kenti
SİVASA GÖKÇETOPRAK Yeraltı Kenti
DERİNKUYU Yeraltı Kenti
ÖZLÜCE Yeraltı Kenti
ÖZKONAK Yeraltı Kenti
ACIGÖL Yeraltı Kenti

Bu yerleşimlerin büyük bir kısmı yumuşak tüfün aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmişlerdir. Oyma esnasında oluşan alet izlerinden yapım teknikleri hakkında fazla bilgi edinemememize karşın, yeraltı yerleşimlerinin üst katları daha kaba ve düzensiz, alt katlara doğru daha düzenli ve itinalı olduğu belirgindir. Bu yeraltı yerleşimlerinde ne kadar kişinin yaşadığı hakkında henüz yeterli bir bilgiye sahip değiliz. Kapadokya Bölgesi, geçmişte sık sık çeşitli saldırılara maruz kaldığından, bu şehirlerin yapılış amacı, daha çok tehlike anında halkın geçici olarak sığınmasını sağlamaktır. Yeraltı şehirleri aynı zamanda yörede bulunan hemen hemen her evle gizli geçitlerle bağlantılıdır. Yörede yaşamış olan insanlar kendilerini daha fazla emniyete almak için yaşadıkları kayadan evlerin çeşitli yerlerine geçilmesi zor odalar, tuzaklar hazırlamış, ihtiyaç karşısında kayaların dibine doğru yeni odalar açmışlardır. Böylece koridorlar ve galeriler çoğalarak yeraltı şehirlerini meydana getirmiştir.

Yüzlerce odadan oluşan yeraltı şehirlerindeki mekanlar, birbirlerine uzun galeriler ve labirent gibi tünellerle bağlanmıştır. Galerilerin alçak, dar ve uzun olmasının nedeni düşmanın hareketlerini kısıtlamak içindir. Ayrıca bu koridorların duvarlarına aydınlatmak maksadıyla kandil ve mum koymak için küçük oyuklar oyulmuştur. Kandillere keten tohumundan elde edilen altın sarısı renkteki 'bezir' adı verilen yağı konuluyordu. Şimdiye kadar hiç bir yeraltı yerleşiminde bezir yağı üreten mekana rastlanmamıştır. Büyük bir ihtimalle dışarıdan getiriliyordu. Kandillerde yanan bezir yağından yayılan ısı aynı zamanda ısınma gereksinmesini de karşılamaktaydı.Katlar arasında mekanları birbirinden ayıran, savunma amaçlı sürgü taşları bulunmaktadır, içerden açılan dışardan açılması mümkün olmayan bu sürgü taşlarının çapı, l-2.5m eni 30-50cm civarında, ağırlıkları ise 200-500 kilogramdır. Ortalarında yer alan delik kapıyı açıp kapamaya yaradığı gibi, arkadan gelebilecek düşmanı görmeye veya ok ve mızrak gibi silahlarla düşmana saldırmaya yaramaktadır.

Yeraltı şehirlerindeki bir diğer kapı çeşidi de ahşap olanlardır. Savunma amaçlı olmayan ve daha çok özel mülkiyet için yapılmış bu kapılar iki ya da üç sürgülü idi.Yeraltı şehirlerinin en eski katları genelde giriş katları olup, daha ziyade ahır olarak kullanılmıştır. Bunun nedeni de hayvanları daha aşağı katlara indirmenin zorluğundandır. Oldukça kaba olarak oyulmuş ahır duvarlarının alt kısımlarına hayvanların yem yiyebileceği oyuklar ve hayvanları bağlamak için birer delik yapılmıştır. Gerek kışın gerekse yazın ılık olan yeraltı şehirlerinde şırahaneler ve mutfaklar da genelde üst katlardadır. Yöreden elde edilen üzümlerin işlenerek şarap haline getirildiği şırahaneler, üzümlerin kolay taşınabilmesi için daha çok üst katlara inşa edilmişlerdir. Mutfak sayıları gözönüne alındığında her ailenin bir mutfağı olmadığı, mutfakları ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktadır. Mutfaklarda bugün Kapadokya kasaba ve köylerinde de hala kullanılan 'tandır' adı verilen yemek pişirmeye yarayan ocaklar bulunmaktadır. Ayrıca mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla küçük oyuklar yer alır.. Erzak küplerine yörede hala bolca üretilen arpa, buğday, mısır ve çeşitli sebzelerin yanışım bira ve şarap da konulmuştur.Katlar arasında odaların tavan ve taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış, çapı 5-lOcm yi geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktadır. Bu delikler sayesinde yeraltı şehri halkı uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma tedbirlerini alabilmektedirler. Tuvalet konusu henüz tam olarak aydınlığa kavuşmamıştır. Sadece Tatların ve Güzelyurt (Gelveri) yeraltı şehirlerinde tuvalet bulunmuştur.

Bu yerleşim yerlerinde -uzun süren olağanüstü zamanlarda kullanılmak üzere- oturma birimleri, hatta mezarlık alanı bile bulunmaktadır. Bu mezarlıkların dini görevlilere veya önemli kişilere ait olup olmadığı konusu henüz açıklığa kavuşmamıştır. Yeraltı yerleşimleri içinde hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış, çoğu zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktadır. Bu havalandırma bacaları aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmıştır. Bazı su kuyularının ağız kısımları düşmanın suyu zehirlemesini önlemek için yeryüzü ile bağlantısızdır. Yeraltı yerleşimlerinin birbirlerine tünellerle bağlandığını iddia edilmekteyse de bugün bunu doğrulayacak bir kalıntıya henüz rastlanmamıştır.Kapadokya Bölgesi 'nde Prehistorik Döneme ait yerleşimler bulunmasına karşın bunların yeraltı şehirleri ile bağlantısı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Ancak bölgenin jeolojik y apışı göz önüne alındığında Prehistorik Dönem insanlarının hiç olmazsa birkaç odadan ibaret yapay kaya sığınaklarında barınmış olmaları gerekmektedir. Sonuçta, elimizdeki mevcut bilgiler ışığında yeraltı yerleşimlerini ^Bölgedeki ilk medeniyetlerle aynı zamana y ani Prehistorik Döneme tarihlemek pek yanlış olmayacaktır. Çünkü taş endüstrisini oldukça iyi bilen Prehistorik Dönem insanlarının basit aletlerle yumuş ak tüfü oyması zor değildir. Bu dönemde birkaç odadan ibaret olan, Kapadokya 'ya gelen değişik topluluklar tarafından devamlı olarak genişletilen yeraltı yerleşimleri, bir önceki kültürün tüm arkeolojik izleri yok edilerek bugünkü halini almıştır. Ancak unutmamak gerekir ki yeraltı şehirlerinin en yaygın kullanımı Bizans Dönemi'nde olmuştur.
Kaymaklı Yeraltı Şehri
Nevşehir'e 19 km uzaklıkta, Nevşehir-Niğde karayolu üzerindedir. 1964 yılında ziyarete açılan yeraltı şehri, "Kaymaklı Kalesi" de denilen yerin altında bulunmaktadır. Antik adı 'Enegüp' olan Kaymaklı köyünde halk evlerini yeraltı şehrinin yüze yakın tünelinin etrafına yapmıştır. Yöre halkı halen avlulara açılan bu tünellerden geçerek yeraltı şehirlerinin uygun mekanlarını kiler, depo, ahır olarak kullanmaktadır. Kaymaklı yeraltı şehri Derinkuyu yeraltı şehrinden gerek plan, gerekse kuruluş yönünden farklıdır. Pasajlar dar, alçak ve eğimlidir. Sekiz katlı şehrin ilk katı Hititler tarafından yapılmış, diğer katları ise Arap-Pers saldırıları sırasında Romalılar ve Bizanslılar tarafından genişletilmiştir. İki km.den fazla bir alana yayılan bu yeraltı şehrinin 4 katı temizlenmiş ve aydınlatılmış durumdadır. Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi, oyulan türlerden saldırı anında kapıları içeriden kapatabilecek sürgü taşları imal edilmiştir. Mekanlar daha çok havalandırma bacalarının etrafında toplanmıştır. Yeraltı şehrinin 1. katında ahır yer almaktadır. Bu mekanın küçüklüğü yeraltı şehrinin henüz temizlenmeyen alanlarında da ahırların varolması gerektiğini gösterir. Ahırın solundaki sürgü taşlı, bir geçit vasıtasıyla kiliseye geçilir. Bu koridorun sağ tarafında günlük yaşam yeri olarak oyulmuş odalar bulunmaktadır.2. kattaki kilise tek nefli iki apsislidir. Apsislerin önünde vaftiz taşı, kenarlarda ise oturmaya yarayan platformlar yer alır. Bu kattaki mezarlık alanının kilisenin hemen yanında olması dini özellikleri olan kişilere ait olduğu fikrini güçlendirir. Bu katta ayrıca oturma mekanları da mevcuttur.

Yeraltı şehrinin en önemli mekanları 3. kattadır. Çok miktarda erzak depoları, şırahaneler ve mutfakların bulunduğu bu kattaki çok çukurlu andezit taşı oldukça ilginçtir. Son araştırmalar neticesinde bakır cevherini öğütmede kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu taş dışarıdan getirilmeyip yeraltı şehrinin inşası esnasında açığa çıkan tüflerin altındaki andezit lavlarmdandır. İhtiyaç duyulduğu için işlevine uygun olarak 57 adet kırma ezme çukurları açılmıştır. Yaklaşık 10 cm boyutundaki bakır cevheri kırma çukurları içine konur. Kırma taşı ile kırılarak ergitmeye hazır hale getirilir. Bu teknik Prehistorik Dönemden beri bilinen bir yöntemdir. Kaymaklı Yeraltı Şehrine getirilen bakır büyük olasılıkla Aksaray-Nevşehir arasındaki bir ocaktan getirilmiştir. (Bu ocağı Kapadokya Bölgesi'nin en eski yerleşimlerinden biri olan Aşıklı halkı da kullanmıştır.) 4. katta yer alan şırahanelerde bol miktarda erzak depolarının ve küp yerlerinin bulunması bu yeraltı şehrinde yaşayan halkın düzenli bir ekonomileri olduğunu gösterir.

Yeraltı şehri henüz tam olarak temizlenmemesine ve sadece dört katının açığa çıkarılmasına rağmen, bölgenin en büyük yeraltı yerleşimlerinden biri olduğu kesindir. Çünkü küçük bir alana yayılan erzak depolarının sayısı gözönüne alındığında burada çok sayıda insanın yaşamış olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Derinkuyu Yeraltı Şehri
Derinkuyu yeraltı şehrinin derinliği yaklaşık 85m'dir. Yaklaşık 100.000 kişilik bîr topluluğun barınma, yeme, içme, İbadet, savunma ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Şarap Üretimi yapılabilen, içinde su kuyusu ve ahırlar bulunan yeraltı şehrinin 18-20 kat olduğu bilinmektedir. Bu katlardan sadece sekizi temizlenerek ziyarete açılmıştır. Yaklaşık 52 havalandırma bacasına sahip bu yeraltı şehrinin duvarlarında tarihlendirmeye yardım edecek herhangi bir işaret yoktur. Bu yeraltı şehri, bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir (ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane v.s.). Ayrıca 2. katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı, yeraltı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür. Salonun solundaki mekanlar, çalışma odalarıdır. Yeraltı şehrinin 3. ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve 7. katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır. Oldukça geniş olan bu mekan sütunlarla desteklenmiş olup buradan uzanan dar, kavisli tünel bir mezarla son bulmaktadır.

Revenir en haut Aller en bas
Voir le profil de l'utilisateur http://www.ermenisorunu.gen.tr
YELIZ
Admin
avatar

Nombre de messages : 269
Date d'inscription : 07/03/2007

MessageSujet: Re: Nevsehir 50   Dim 17 Juin - 9:04

TARİHİ ESERLERİ

Nevşehir Kalesi: Selçuklular döneminde yapılmış,Damat İbrahimpaşa tarafından kule ve burçlarla sağlamlaştırılarak restore edilmiştir.Şehrin güneybatısındaki yüksek tepeye inşa edilmiş olan kale,burçlarla desteklenmiştir. Ovaya hakim bir savunma tesisi olan kalenin gövde duvarları kabaca yontulmuş taşlarla oldukça düzgün bir örgüye sahiptir. Restorasyonla birlikte muhafız kadrosu takviye edilmiştir.
Damat İbrapim Paşa Külliyesi : XVIII.yüzyılda Damat İbrahimpaşa tarafından yaptırılan külliye cami, medrese, kütüphane, hamam, imaret(aşevi), sübyan mektebinden oluşan bir yapılar topluluğudur. 1718-1730 arasında tamamlanan ve farklı fonksiyonlar taşıyan yapılar,şehri canlı bir kültür alanı haline getirmiştir. Topoğrafyanın elverdiği ölçüde bazen simetrik bir düzen bazen de farklı açılara göre, yerleştirilen yapılar içinde en önemlisi, oldukça geniş bir dış avlunun orta kesiminde yer alan Kurşunlu Camiidir. Kurşunlu Camii ;Avlu kuzey girişindeki Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'in dizelerinin yer aldığı mermer kitabesiyle dikkat çeker. 20 satırlık bu kitabe camiyi ve Damat İbrahim Paşa'yı tanıtmaktadır.Lale Devri'nin mimari ve motifleriyle süslenmiş olan camiinin yapımında kullanılan malzemelerin önemli bir kısmı İstanbul'dan getirtilmiş olup dönemin İstanbul'daki örneklerine yakın bir zerafetle inşa edilmiştir. 1726 yılında tamamlanan camiinin mimarı Mehmet Ağa'dır. Medrese;Külliye içerisinde bulunan medrese bugün kütüphane olarak kullanılmaktadır. Kütüphane yazma eserler bakımından zengindir. Toplam 9 binden fazla yazmanın yer aldığı koleksiyon içinde bizzat Damat İbrahim paşa'nın hediye ettiği 187 cilt kitap yanında büyük boy 3 adet Kur'an,minyatürlü "Külliyatı Sadi" ve Hafız Osman Hattı bir "Şifa-i Şerif" yer almaktadır. Zamanının ünlü müderrislerinin ders verdiği önemli bir eğitim kurumu olan medresenin yapım tarihi 1726'dır. Hamam; 1943 yılında bir restorasyon geçirmiştir.Halen kullanılmaktadır. Kütüphane; 18.yüzyılda bir medresenin ihtiyacını karşıyalacak donanımdadır.İbrahim Paşa, sahaflardan Avrupa'ya intikalini önlemek için satın aldığı el yazmalarını bu kütüphaneye kaydettirmiştir.Türkiye'nin başka hiçbir yerinde bulunmayan değerli el yazması kitaplar bugün Milli Kütüphane ve İstanbul'daki Türk İslam Müzesinde koruma altındadır. Basma eserler Damat İbrahim Paşa Kütüphanesindedir.
Kaya Camii: 1715 yılında Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.Basık kemerli avlu kapısında mermer bir levha üzerine işlenmiş kitabenin metni şair Dürri tarafından yazılmıştır.Bir dış avlunun ortasındaki yapı,üç bölümlü son cemaat yeri ve tek kubbenin örttüğü bi kare mekandan oluşur.Cami XIII.yüzyıl İstanbul camilerindeki plastik özellikleri yansıtır.Taş süslemelerde görülen Batılılaşma belirtileri yanında,avlu kapısı üzerine işlenmiş bir lale motifi,bu çiçeğin adıyla anılan dönemi simgelemesi bakımından ilginçtir.
Çeşmeler: Külliyeye bağlı olarak yaptırılanlardan başka,şehrin farklı kesimlerinde de Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılan sokak çeşmeleri bulunmaktadır.Orduoğlu Çeşmesi,Tavukçu Çeşmesi,Bekoloğlu Çeşmesi ve Çekiç Çeşmesi İbrahim Paşa'nın adının anıldığı kitabeleriyle dikkat çeken 1726-1727 tarihli yapılardır.
Taşkınpaşa Külliyesi (Ürgüp): Kapadokya'da Türk devri yapılarının örneklerinden biri Ürgüp'ün 18 km.güneybatısındaki Damsa köyünde bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşan Taşkın Paşa Külliyesine ait kalıntılardır.Bu yapıların Selçuklu sultanlarından II.Kılıçarslan'ın oğlu Taşkın Paşa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Karamanoğullarına özgü taş işçiliğinin seçkin örneklerini veren bu yapılar topluluğunun en tanınmış eseri taç kapısı,oldukça iyi durumda günümüze ulaşabilmiş olan Taşkın Paşa Sarayıdır.Taç kapıdaki kitabe yeri boş olmakla birlikte,1350 tarihli bir vakfiyede adı geçen eser,bu tarhtan önce olmalıdır.
Kadınlar Kalesi (Ürgüp): Selçukluların savaş zamanında kadınların ve çocukların sığınması için kullandıkları bir kaledir.Kaçış için kullanmak amacıyla Damsa Nehrinin aşağısına uzun bir tünelle bağlanmıştır.Erozyon nedeniyle kalenin önemli bir kısmı göçmüştür.
Altıkapı Türbesi ve Temenni Türbesi (Ürgüp): Altıkapı türbesi,Selçuklular döneminde kimliği bilinmeyen bir komutanın eşi ve çocukları için yapılmıştır.Altı penceresi bulunmaktadır. Temenni türbesi 1268 yılındı Nükreddin Kılıçarslan için Vecihi Paşa tarafından yapılmış bir anıt mezardır.
Saruhan Kervansarayı (Avanos): Kapalı ve avlulu kısımlardan oluşan Saruhan olağanüstü zengin süslemeleri olan bir Selçuklu eseridir.Sultan II.İzzeddin Keykavus zamanında yapılmıştır.2 km² lik bir alanı kaplayan bu eserin taçkapısı zengin süslemeleriyle dikkati çeker.Ön ve yan yüzleri daha çok geometrik şekillerin ağır bastığı kompozisyonlarla bezenmiş,süslemeler giriş te de devam etmiştir.Çift renkli taşlarla bezenmiş olup,taşlarda sarı renk hakimdir.
Alaeddin Camii (Avanos): 1.Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı kabul edilen cami,farklı devirlerdeki eklerle değişikliğe uğramıştır.Mihrap ve minber sık sık boyanıp elden geçirildiği için özelliklerini kaybetmiş parçalardır.Kuzeydeki enlemesine dikdörtgen kısıma küçük bir kubbeli mekanla geçilir.Bu kısım oldukça geç bir tarihte yapılmıştır.Güneydoğu köşesindeki mimari ise 1950'de ilave edilmiştir.

Kızılkaya Camii (Gülşehir): Kitabesine göre,1293 tarihli olan cami,eski adı Arapsun olan Gülşehir'deki Selçuklu dönemine ait yapılardan biridir.Karzaçay Hatun adlı bir kadın tarafından yaptırılmıştır.Onarımlara rağmen özgünlüğünü koruyabilmiş olan bu küçük yapı üç neflidir.
Taş Camii (Gülşehir): Tuzköy'deki bu camiinin kitabesi olmadığından hangi tarihte yapıldığı tespit edilememektedir.Enlemesine bir plana sahiptir.
Karavezir Külliyesi (Gülşehir): Gösterişli bir yapıya sahip olan Karavezir külliyesi bir cami ve medreseden oluşur.Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 1779 tarihinde Seyyid Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.Caminin batısında yer alan düzgün kesme taşlarla oldukça sağlam bir durumda günümüze ulaşmış olan medrese de,1780 tarihinde Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.Külliyenin bir parçası sayılan Başçeşme,yan kanatlardan alçak seviyedeki duvarlara bağlanmakla birlikte bir meydan çeşmesi niteliğindedir.1779 tarihi düşülen kitabesiyle geç devir Osmanlı mimarisinin güzel örneklerindedir. Gülşehir'deki diğer çeşmeler,Beyler Çeşmesi,Bayraktar Çeşmesi ve Sipahi Çeşmesi'dir.Kitabelerinde 1779 tarihi okunan bu eserler,daha küçük ölçülü duvar çeşmesi formunda tasarlanmış örneklerdir.
Aşçıbaşı Camii (Gülşehir): Girişin üstündeki kitabeye göre sarayda aşçıbaşı olan Süleyman Ağa tarafından 1715'te yaptırılmıştır.Uzun diktörtgen planlı bir camidir.
Ulu Cami(Avanos): XVII.yüzyıla ait bir Osmanlı eseridir.Enlemesine dikdörtgen planlı yapıya, toprak seviyesinden merdivenlerle inilir.Yeraltı Camii olarakta bilinir. Beylik Hanı: 1726 yılında Damat İbrahim Paşa yaptırmıştır.Bu yapıdan günümüze kayalarla oyulan ahırlar ve üç bölümlü kemerli bir oda sağlam kalmıştır.
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi (Pir Evi): Külliye,eski Türk saraylarında da gözlenen üç avlulu bir yerleşim düzenine sahiptir.Külliyenin birimleri sahip oldukları fonksiyonlara uygun biçimde bu avluların çevresine yerleştirilmişlerdir. Her fonksiyon için bir birim düşünülmüştür.Bektaşiliğe uygun terminolojiyle bu birimler "mihman evi,at evi,ekmek evi" şeklinde adlandırılırlar. Her birinin içinde farklı eserler bulunan avlulardan ilki Nadar Avlusu'dur.Buraya Osmanlı klasik mimari üslubunu yansıtan Çatal Kapı'dan girilir.Külliyenin önemli eserlerinden biri olan Üçler Çeşmesi birinci avludadır. İkinci avlu,girişi Üçler Kapısı'ndan sağlanan Dergah Avlusu (Meydan Avulusu) dur.Bu avluda Aslanlı Çeşme,konukevi,aş evi ve mescit bulunmaktadır.Avlunun ortasında Meydan Avulusu bulunmaktadır. Üçüncü Avlu,Altılar Kapısı'ndan girilen Hazret Avulusu (Huzur Avlusu)'dur.Külliyenin kutsallık bakımından en önemli birimi burasıdır.Üçüncü avlunun en önemli yapısı Hacı Bektaş-ı Veli tarafından XIV.yüzyılda yaptırılmış olan Kızılca Halvet (Çilehane) dir.Hazret Avlusunda bulunan diğer eserler Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesi,Güvenç Abdal Kümbeti,Resul Bali Kümbeti,Kırklar Meydanı ve Balım Sultan Kümbeti'dir.Balım Sultan Kümbeti Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından 1519'da yaptırılmıştır.Selçuklu kümbet geleneğini sürdüren kümbet Anadolu'da türünün son örneğidir. Külliye içinde yer alan diğer yapılar çeşitli dönemlerde Osmanlı Sultanları tarafından eklenmiştir.1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılması kararı alındığında,Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi de kapatılmış içindeki eserler Ankara Etnoğrafya Müzesine taşınmıştır.Külliye 1958 yılında başlatılan restorasyon çalışmalarının ardından 1964 yılında Milli Müze haline getirilmiştir.Ankara'ya taşınan eserler geri getirilerek burada sergilenmeye başlamıştır. Bektaş Efendi Türbesi: Üzerindeki kitabeden 1603 yılında öldüğü anlaşılan Bektaş-ı Veli Efendiye ait bir türbedir.Giriş bölümü ve sandukalarının bulunduğu kızım olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

Balım Evi (Kadıncık Ana Evi): Hacıbektaş'ın en eski yapılarından biri olan ev üç odalıdır.Birinci odanın sol tarafındaki eğri duvarın,yıkılmak üzere iken Hacı Bektaş-ı Veli tarafından dokunularak durdurulduğuna inanılır.Girişte,Kadıncık Ana'nın içinde gizlendiği tandır yeri bulunmaktadır.

Suluca Körahöyük: Hacıbektaş ilçesinin kuzeyinde,üzeri çam ağaçlarıyla örtülü bir tepedir.Hacı Bektaş-ı Veli Horansan'dan Suluca Karahöyük'e bir güvercin olarak indiğine ve burada ilk müritleri ile toplantı yaptığına inanılır.Höyükte yapılan arkeolojik kazılarda ilk çağ medeniyetlerine ait eserler ortaya çıkarılmıştır. Bektaşlar: Bunlar,Hacıbektaş'a 5 km. uzaklıkta yer alan 5 adet dik kayadır.Bektaşi kültüründe bu taşların yürüdüğüne,konuşup şahitlik yaptığına inanılır.
Cuma Camii: Kitabesinden 1519'da Dulkadiroğulları Beyi Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Hoca Fakih Çeşmesi: Cuma Camiinin ön tarafındadır.1782'de yapılmıştır. Savat Pınarı: Kesme taştan yapılmış bronz oluklu bir çeşmedir.Biri 1803,diğeri 1895 yıllarını gösteren iki kitabesi vardır.
Akpınar Çeşmesi: Kadıncık Ana Evinin alt kısmındadır.Üzerinde 1725 tarihinde tamir edildiğini gösterir bir kitabesi vardır.
Çilehane: Hacıbektaş ilçesinin yakınında meyilli bir tepe üzerinde küçük bir mağaradır.Delikli Taş da denilen bu mekanın mistik yönü çok sayıda ziyaretçi.








Nevşehir ismi nereden geliyor?

Damat Ibrahim Pasa Nevşehir'i imar ettikten sonra civarindaki koylere haber yollayarak Nevşehir'e yerlesmeye gelenlere bedava ev vermeyi vaad eder ve butun civara haber yollar, kaleye bir gozlemci koyar,gozlemci, filan oba geliyor,obur oba geliyor diye orada oturanlara haber verir iclerinde pasa da vardir. Oradaki yaslilar pasanin umutlandigini gorunce pasaya derler ki "evlat, Nemki sehir ola derler" Gelen obalarin beylerinin ismi mahallelere verilir ve su anda bile Nevşehir'in mahalleleri onlarin ismini tasir. Nemki=Bilmemki ve sehirin adi uzun yillar halk arasimda ve civarinda (Nemsehir)diye anilir di. Ben Dadagi Koyunden Makina muhendisi Nacı Yucel. Bu bilgileri Nevşehir'in yerlileri olan yaslilardan ve cercilerden aldigimi bir kaynak olarak söylüyorlar.
Revenir en haut Aller en bas
Voir le profil de l'utilisateur http://www.ermenisorunu.gen.tr
fuckpkk61

avatar

Nombre de messages : 58
Age : 31
Date d'inscription : 25/03/2007

MessageSujet: Nevsehir 50   Mar 19 Juin - 2:34

bu ne güzellik böyle,

vatanimin tasina topragina gurban olurum
heryeri ne güzel CENNET CENNET ah ulan ah :'(
Revenir en haut Aller en bas
Voir le profil de l'utilisateur http://www.bozkurt-61.skyblog.com, www.bozkurt--61.skyblog.com,
Contenu sponsorisé




MessageSujet: Re: Nevsehir 50   

Revenir en haut Aller en bas
 
Nevsehir 50
Revenir en haut 
Page 1 sur 1

Permission de ce forum:Vous ne pouvez pas répondre aux sujets dans ce forum
TÜRKIYE :: Art et Culture / sanat ve Kültür :: TÜRKIYE CUMHURIYETI ☾☆-
Sauter vers: